Bedenin içinden gelen bilgiler
İnterosepsiyon; bedenden gelen fizyolojik sinyallerin sinir sistemi tarafından alınması, işlenmesi ve yorumlanmasıyla ilgilidir. Midenin dolu hissettirmesi, susama, tuvalet ihtiyacı, kalp atışı, nefes alıp verirken oluşan duyumlar ve yorgunluk bu alanda sık verilen örneklerdir.
Bu sinyallerin hepsini her an bilinçli olarak hissetmeyiz. Beden, örneğin kalp atışını ve solunumu biz düşünmeden de düzenler. İnterosepsiyon yalnızca “bedenimde ne hissediyorum?” sorusundan ibaret değildir; bilinçli farkındalığın yanında, bedenle beyin arasındaki sürekli iletişimi de kapsar.
Beyin ve beden birlikte çalışır
Bedendeki organlar ve dokulardan gelen bilgiler sinir sistemiyle beyne ulaşır. Beyin bu bilgileri içinde bulunduğumuz ortam, önceki deneyimler ve o andaki ihtiyaçlarla birlikte değerlendirir. Beynin verdiği yanıtlar da kalp atışı, solunum, sindirim ve diğer bedensel işlevleri etkileyebilir. Dolayısıyla iletişim tek yönlü değildir.
Örneğin oyun oynayan bir çocuğun kalbi hızlanabilir. Benzer bir duyum, çok heyecanlandığında da ortaya çıkabilir. Sadece “kalbim hızlı atıyor” demek, o an neden böyle olduğunu veya çocuğun hangi duyguyu yaşadığını tek başına açıklamaz.
Fark etmek, anlamlandırmak ve karşılık vermek
Bir bedensel sinyali hissetmek, o hissin ne olduğunu anlamak ve ona uygun bir davranış seçmek birbiriyle ilişkili ama aynı olmayan süreçlerdir. Çocuk karnında bir duyum fark edebilir; ancak bunu açlık, doluluk ya da başka bir his olarak adlandırmakta zorlanabilir. Bazen de neye ihtiyacı olduğunu sözcük yerine davranışıyla veya bir işaretle anlatır.
Bu nedenle amaç, çocuktan her hissi doğru isimlendirmesini beklemek değil; yaşadığı deneyimi dinlemek ve ihtiyaçlarına uygun biçimde karşılık vermektir.
Diğer duyulardan farkı nedir?
Görme ve işitme çoğunlukla çevreden gelen bilgileri; propriosepsiyon uzuvlarımızın konumunu ve hareketini; vestibüler sistem denge ve baş hareketlerini işlememize yardımcı olur. İnterosepsiyon ise özellikle bedenin iç durumuna ilişkin bilgilerle ilgilenir.
Bu sistemler günlük yaşamda birlikte çalışır. Örneğin “sıcak hissetmek” hem çevrenin sıcaklığına hem de bedenin kendi durumuna bağlı olabilir. Bu yüzden bütün bedensel deneyimleri kesin çizgilerle tek bir duyu sistemine ayırmak doğru değildir.
Çocuklarda neden farklı görünebilir?
Bedensel duyumları anlatmak; yaş, dil gelişimi, dikkat, önceki deneyimler, sağlık durumu ve içinde bulunulan ortamdan etkilenebilir. Aynı çocuk yorgun olduğu bir gün farklı, dinlendiği bir gün farklı yanıt verebilir. Bir çocuğun “bilmiyorum” demesi, bedeninde hiç sinyal olmadığı veya bir sorun yaşadığı anlamına gelmez.
Ayrıca her çocuğun aynı hissi aynı güçte veya aynı yerde fark etmesi beklenmez. Çocuklar arasında tek bir “doğru hissetme biçimi” yoktur.
Aileler bu bilgiyi nasıl kullanabilir?
Günlük yaşamda kısa ve açık sorular kullanın: “Karnında ne fark ettin?”, “Şu an dinlenmek ister misin?” veya “Bunu nasıl anlatmak istersin?” gibi. Çocuk yanıtlamak istemiyorsa zorlamayın; su, yemek, dinlenme veya tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını yanıt vermesine bağlamayın.